Son dönemlerde yeşil dönüş kapsamındaki gelişmeler nedeniyle dış ticarette yeni yaptırımlar ile karşı karşıyayız. Sürdürülebilirlik kapsamında karbon ayak izi, su ayak izi, enerji verimliliği, yeşil lojistik faaliyetleri derken 2025 yılında deforestation ve VOC gibi teknik mevzuat uygulamalarının başlaması daha derin odaklanması gereken yapıların uygulamaya alınması büyük kurumların gündeminde önemli bir yer tutmaya başladı. Kurumlar hem kendi süreçlerini yönetenlere hem de tedarikçilerine bu konuları anlatmak, uygulatmak ve tedarikçilerinden kaynaklı risklerin yönetilmesine yönelik yeni iş modelleri geliştirmesi ihtiyacını görmektedirler.
Sürdürülebilirlik, dış ticaret ve lojistik alanlarında uluslararası teknik ve idari standartlara uygun teknik proje ve risk yönetimi hizmeti veren Derici, “Karbon ayak izi süreçleri ile gündeme oturan konular silsilesi aslında gelecek dönem teknik planlamasını ve yatırım önceliklerini değiştiren bir yönetim modelini işletmelerin geliştirilmesine hem fırsat vermekte hem de gerçekleştirmeyen veya gerçekleştiremeyen firmalara 2026 yılından itibaren ek maliyet kalemleri ile tehdit olarak bu seneki gündemimizi dolduracak gibi gözüküyor. Maliyet kalemleri içinde hesaplanmayan bu tür projelerin yaklaşık üretim maliyetlerine sektör ve ürün gruplarına göre %14 ila %48 ‘lik etki göstereceği uzmanlıklarımız doğrultusunda görülmektedir. 2025 yılı verilerine göre sırası ile 2026 yılında en az %2,5, 2027 yılında en az %5, 2028 yılında en az %2,5, 2029 yılında en az %16, 2030 yılında itibaren %12,5, seviyelerinde azaltım hedefleriyle başlayan bir sürece girilmiş olacak ve hayatın devamı için alınması gereken tedbirler zinciri olarak bizleri etkileyecektir. Kısaca, düşünme şeklimizi değiştirerek iş yapma modellerimizi teknik doneler ve teknolojik gelişmeler ile uyumlu şekilde yeniden tasarlamamız gerekecek.” dedi. Özellikle tedarik zinciri izlenebilirliği için dijital araçlara, teknolojik altyapıya, yenilenebilir enerji kaynaklarına yapılacak yatırımlar büyük önem taşımaktadır.
Yasaklar için değil daha kaliteli bir yaşam için atılan adımlar sevindirici
İş hayatındaki kuralların sanayi devrimlerinin başında görmediği alanların bugün yaşanan yangın, deprem, pandemi, yeni enerji kaynaklarını geliştirme ve kullanımına yönelim, iklim değişikliği yaşanan deneyimlerden yeni bir bakış açısı ile eko sisteme yeniden bir değerlendirilmesi gerektiğini hatırlatan Derici, “Bu kapsamda Uluslararası Anlaşmalar, Bölgesel Mevzuat Düzenlemeleri ve Ulusal Mevzuat kapsamında farklı adımlar ve öncelikler olması nedeniyle bir uyumlaşma sorunu yaşanmaktadır. Dünya Bankası, Birleşmiş Milletler, Avrupa Birliği ve ulusal sivil toplum kuruluşlarıyla iş birliği yaparak sosyal fayda sağlayan teknik projeleri geliştirdik ve yönettik. Bu projelerde 15’er yıllık kırılımlar ile gelecek vizyonlarını da projeksiyon olarak sunmuştuk. Türkiye Projelerimiz ile sürdürülebilirlik kapsamında hesaplama, raporlama, izleme, teknik danışmanlık, teknik mühendislik, onaylama, süreç yönetimi, iyileştirme çalışmalarımızı farklı ihtiyaç kapsamlarına göre sunmaktayız. Bazı ülkelerin talebi ile hizmetlerimizin yanında finansman olanaklarını da firmalara tanıtmaya başladık. (Dünya Bankası, EBRD ve finansal kuruluşlardan sağlanan yeşil dönüşüm kapsamlı uluslararası ve ulusal fonları gibi.)
Değişim her zaman yüksek bedeller gerektirmek zorunda değil fayda maliyet analizi yapılarak tespit edilebilecek kısımların proje bedellerinin yanı sıra işletme maliyetlerine yansıma kısmı ile değerlendirmesi işletmelerde gelir ve kar kalemi olarak görülmeye başlanacaktır. Başta teknik danışmanlık olmak üzere her tesis ve faaliyet alanında sürdürülebilirlik kapsamına giren alanlarda iyileştirme ve daha verimli süreçlerin tasarlanmasında öncü yöntemler ve ürünler ile sektöre hizmet vermekteyiz. Planlı bir azaltma süreci yaşanacak önümüzdeki 10 senede firmaların hangi aşamada hangi tekniklerle ve teknolojilerle karbon ayak izini azaltıcı eylemler yapmasına yönelik yol haritalarını firmalara özel hazırlamaya başladık.
Metrekarede Saatte 400 W enerji tasarrufu sağlayan dış cephe koruma ürünlerimiz, alternatif enerji kaynağı geliştiren ürünlerimiz ve sürekli ölçümleme tekniklerimiz kapsamında geliştirdiğimiz ARGE çalışmalarımız, yaşam ömrü ve verimliliği arttırmaya yönelik yeni teknolojik cihazlarımız vb. ile sektörlerin ihtiyacı olan enerji tasarrufunu sağlayacak iş modellerimiz ile her geçen gün daha da yaygın hizmetler geliştirmekteyiz.
Avrupa Birliğinin sürece ilişkin tarihleri yaklaştıkça karmaşık gibi görünen gereklilikleri basitleştirilmiş bir şekilde algılama ve uygulama zamanı geliyor. Zamana karşı yürütülen bu adımlarda daha dikkatli ve rikkatli bir yol haritasını gündemimize almalıyız. Antropojenik etkileri azaltmaya yönelik teknik ve teknolojilere dayanan projeler geliştirmeyi misyon edinen 3E Group, firmalarımıza hizmet vermeyi sürdürecek” diye konuştu.
Geleceğe yatırım aslında kendi hayatımızın sürekliliğine bir yatırım bilincine ulaşan işletmelerimiz bundan sonraki yıllarda daha da ileri gidecek adımları atabilecek gibi duruyor.
sitesinden daha fazla şey keşfedin
Subscribe to get the latest posts sent to your email.