OSMAN ÇAKMAK

Teknoloji… Her birimiz için vazgeçilmez bir parça. Gelişimimizin en büyük destekçisi olduğu kadar, bizi geçmişimizden koparan bir güç. Hayatı kolaylaştırdığına şüphe yok, ama aynı zamanda hayatın özünü de unutturduğu kesin. Bugün, hızla akan zamanın içinde kaybettiklerimizi hatırlama zamanı.

Bir zamanlar kitapların kokusunda, sayfaların hışırtısında bulurduk huzuru. Oysa televizyonlar geldiğinde, kitaplarımızı rafa kaldırdık. Şimdi ise kitaplar bir dekoratif obje; okunmuyor, sadece sergileniyor. Peki ya mektuplar? Sevginin, özlemin kâğıda dökülmüş hali… Telefonların anlık mesajlarına kurban ettik onları. Kelimelerin derinliği yerini yüzeysel emojilere bıraktı.

Kalem ve kağıt… Bir düşüncenin, bir hayalin ilk şekillendiği yer. Şimdi bilgisayarların soğuk klavyelerinde kayboldu el yazımızın sıcaklığı. Yazı sanat değil, yalnızca bir araç oldu. Aynı şekilde kredi kartları paranın gerçek değerini unutturdu bize. El emeğiyle kazandığımız paranın sıcaklığı, plastik bir kartın limitine hapsedildi.

Doğayla bağımız da koptu. Klimalar serinliği eve getirdi, ama bizi ağaç gölgelerinden uzaklaştırdı. Arabalar hız kazandırdı, ama adımlarımızı çaldı. Parfümler, çiçeklerin mis kokusunun yerini aldı; yapay bir güzelliğe teslim olduk. Ve hızlı yemekler… Geleneksel sofraların, aileyle paylaşılan uzun sohbetlerin sonu oldu. Tadını bildiğimiz ama hatırasını unuttuğumuz bir kültür mirası, fast food restoranlarının köşelerinde kayboldu.

Son darbeyi ise sosyal medya vurdu. Bizi birbirimize bağlı” hale getirdi, ama aynı zamanda aramızdaki bağı kopardı. Artık yüz yüze konuşmalar yerine ekranlara bakıyoruz. Birbirimize nasılsın” demektense, bir gönderiye like” atmayı tercih ediyoruz. Paylaşım yapıyoruz, ama paylaşmıyoruz.

Teknolojiye karşı değilim. Onun nimetlerinden faydalanıyoruz, şüphesiz. Ancak bu nimetlerin bedeli, insani değerlerimiz, geleneklerimiz ve doğal yaşantımız olmamalı. Belki şimdi biraz durup düşünmeliyiz. Kaybettiklerimizi geri kazanamasak bile, onları hatırlayabiliriz.

Unutulanlar çağındayız, ama hatırlamak elimizde. Bir kitap açmak, bir mektup yazmak, bir ağacın gölgesinde oturmak… Teknoloji bize kolaylık sundu, ama insan olmanın güzelliğini unutturmasına izin vermemeliyiz. Çünkü teknoloji ilerler, ama insanlık geride kalırsa, neyin uğruna ilerlediğimizin bir anlamı kalmaz.

Bugün bir durun. Ve unutulanları hatırlayın.


sitesinden daha fazla şey keşfedin

Subscribe to get the latest posts sent to your email.

Bir yanıt yazın