Türkiye’nin Avrupa Birliği (AB) uzmanı İktisadi Kalkınma Vakfı E-Bülten’i yayınlandı. Bültende AB’den Google’a verilen rekor cezanın neden ve sonuçlarına yer verildi. İKV Uzman Yardımcısı Melis Bostanoğlu’nun yaptığı “AB’den Google’a Rekor Ceza” başlıklı analiz, “şimdi ne olacak” sorusuna da cevap aradı. Melis Bostanoğlu’nun araştırması şöyle:

AB’den Google’a Rekor Ceza

Akıllı cihaz denilince akla ilk gelen şüphesiz ki ya Samsung, Apple, Sony gibi bu cihazların donanımını hazırlayan firmalar, ya da bu cihazların işletim sistemleri olan Android ve iOS. Piyasada her ne kadar Microsoft MobileBlackberry OS gibi farklı mobil işletim sistemleri de bulunsa, çoğu zaman tüketiciler tercihini daha çok bilinen ve popüler olan Android ve iOS işletim sistemlerinden yana kullanıyor. Öyle ki, verilere göre 2016 yılı dördüncü çeyreğinde gerçekleştirilen toplam akıllı telefon satışlarının %99,6’sını Android ve iOS işletim sistemine sahip akıllı telefonlar oluşturdu. Bu, %99,6’lık satışların %82,7’sini Android işletim sistemine sahip akıllı telefonlar teşkil ederken, sadece %17,9’u iOS işletim sistemine sahip. Bugün, Avrupa’daki akıllı telefonların %80’i Android işletim sistemine sahip. Görüldüğü üzere Android, en fazla kullanılan mobil işletim sistemi unvanını fazlasıyla hak ediyor. Bunun en büyük nedeni ise Android’in açık kaynak kodlu bir işletim sistemi olmasından geliyor. Android işletim sistemi ilk olarak Google ve Open Handset Allience tarafından 2008 yılında piyasaya sürüldü, o günden bu yana da her yıl popülerliği daha da arttı. Aynı zamanda dünyanın en çok kullanılan arama motoru olan Google da, bu işletim sistemi sayesinde çok daha büyüdü. Fakat Avrupa Komisyonu bu büyümenin, aynı zamanda haksız rekabeti de içerdiği, Googlearama motorunun piyasa hâkimiyetini artırmak için Android cihazlarında yasal olmayan uygulamalar yaptığı gerekçesiyle Google’a 4,34 milyar avro tutarında bir ceza kesti.

Rekor Cezanın Perde Arkası

Bugün mobil internet, küresel internet trafiğinin yarısından fazlasını oluşturuyor. Bu küresel internet trafiğine elbette AB üye ülkelerinin vatandaşları da dâhil. Bu trafik, milyonlarca Avrupalının hayatını değiştirebiliyor. Google da, 2000’li yılların başında gerçekleşen kişisel bilgisayarlardan mobil internete geçişin önemini çok öncelerden tahmin ederek, kullanıcıların Google Arama’yı cep mobil cihazlarında da kullanmaya devam etmeleri için, bu geçişin etkilerini öngörecek bir strateji geliştirdi. Bu stratejiyi 2005 yılında Android işletim sisteminin geliştiricisini satın alarak başlatan GoogleAndroid’i geliştirmeye devam etti.

GoogleAndroid’in yeni bir versiyonunu geliştirdiğinde genelde kaynak kodunu çevrimiçi yayımlar ve böylece üçüncü şahıslar bu kodu kopyalayarak kendilerine özel bir yazılım oluşturabilir. Bu kodlar, herkes tarafından erişebilen Android kaynak kodlu temel bir akıllı telefon işletim sistemi özelliklerini bünyesinde bulundursa da, Google’ın tescillediği bazı uygulama ve hizmetleri kapsamıyor. Bu nedenle de, Google’ın tescilli uygulama ve hizmetlerine sahip olmak isteyen donanım üreticileri ve belirli büyük mobil ağ operatörleri, Google’ın dayattığı bazı kısıtlamaları içeren bir sözleşmeye imza atmak zorunda kalıyor. Buradan yola çıkan Avrupa Komisyonu, piyasa hâkimiyetini kötü kullanarak, rekabet kurallarını ihlal ettiği gerekçesi ile Google’a para cezası verilmesinde karar kıldı. Google özellikle:

Google’ın uygulama mağazası Play Store’un lisanslanmasına karşılık olarak, üreticilerin Google Arama ve tarayıcı uygulamalarını önceden yüklemelerini şart koştu.

-Cihazlarına özellikle Google Arama uygulamasını önceden yüklemeleri için, büyük üreticilere ve mobil ağ operatörlerine ödemeler yaptı.

Google tarafından onaylanmamış Android versiyonlarına (Android Fork) sahip akıllı cihazları satmak isteyen üreticilere engel oluşturdu.

Tüketicilerin Seçimleri Ellerinden mi Alınıyor?

AB anti tröst kuralları altında, piyasa hâkimiyeti yasadışı değil. Bununla beraber, baskın şirketler, hâkim oldukları veya olmadıkları piyasalar gözetilmeksizin, rekabeti kısıtlayarak güçlü piyasa konumunu kötüye kullanmama sorumluluğuna sahip. GooglePlay Storeuygulamasının lisanslanmasının karşılığında Google Arama, Google Chrome tarayıcısı gibi kendi firmasına ait tescillenmiş uygulamaların önceden yüklü olarak satışa sunulmasını şart koşarak aslında donanım üreticilerinin alternatif bir Android işletim sistemi kullanmasının önüne geçiyor. Piyasadaki en güvenilir ve kapsamlı uygulama mağazası olduğundan dolayı, Play Store çok büyük bir önem taşıyor. Bunun karşılığında Google Arama, Google Chrome tarayıcı gibi uygulamaları yüklemek zorunda kalan sadece üreticiler olmuyor, aynı zamanda tüketicilerin de seçimleri aslında ellerinden alınmış oluyor. Yani aslında Google, hem üreticilerin, hem de tüketicilerin seçim haklarını ortadan kaldırıyor. Zira, Android bir cihaza sahip olan tüketicilerin %95’inden fazlası aramalarını Google Arama ile yaparken, Windows Mobile işletim sistemine sahip olan tüketiciler için bu rakam %25’ten bile az. Windows Mobile kullanıcıları aramalarının %75’inden fazlasını işletim sisteminde önceden yüklü olan Microsoft Bing uygulamasında yapıyor.  Bu da demektir ki, kullanıcının kullandığı platformlar aslında onların tüketim eğilimlerini yönlendirme yetisine sahip.

Ceza İçin Çok mu Geç?

Ceza kararının çok geç verildiğine yönelik de bazı eleştiriler dile getiriliyor. Zira Google Arama’nın 2011, Google Chrome tarayıcının ise 2012’den beri set halinde, telefonlara yüklü olarak gelmesi elbette Google’ın piyasa üzerindeki hâkimiyetini kat be kat artırdı. Cezadan sonra, üreticiler bu uygulamaları önceden yüklü bir şekilde tüketiciye arz etmese de, tüketicilerin bu uygulamalara olan tercihinin başka uygulamalara yönelmesi çok zor olacaktır. Özellikle de Google’ın piyasa hâkimiyeti sayesinde uzun yıllar boyunca kendisini daha da geliştirdiğini düşünecek olursak, Google’ın bu set uygulamalarına rakip olacak geliştiricilerin, yılların getirdiği bir zorlukla da boğuşması gerekeceğini söyleyebiliriz.

Bunun yanı sıra, akıllı cihazların daha pahalıya satılması durumu da söz konusu. Zira Google, işletim sistemini üretici şirketlere, belirttiği uygulamaları yüklü şekilde satışa çıkarmaları karşılığında ücretsiz sunuyordu. İşletim sistemini ücretsiz olarak üreticilere sunarak Google, aslında bu uygulamaların içerdiği verilerle ve hizmetlerle büyük gelirler elde ediyordu. Google güncel tabloda, genel dijital reklam gelirlerinin %50’sinden fazlasını mobil reklamlar sayesinde kazanıyor. Google eğer bundan sonra uygulamaları önceden yüklemeleri için üreticilerle anlaşamazsa, bu durum işletim sisteminin ücretli hale gelmesi ve bunun sonucunda cihaz üreticilerinin de cihazlarının fiyatlarını artırması anlamına gelebilir. Pahalı Android cihazların yanı sıra, kullanıcı bütçesine uygun Android cihazların da çok tercih edildiği düşünülecek olursa, gelecekte Android cihazların “ucuz ama kullanışlı” anlayışını yitirip yitirmeyeceği belli değil. Bu durum da ilk olarak, telefonları daha pahalıya satışa sunmak zorunda kalacak olan üreticiyi ve daha pahalıya almak zorunda kalan tüketiciyi yakından ilgilendiriyor.

Tüm bunların yanı sıra, bu cezayı AB’nin ABD’yle içerisinde olduğu ticaret savaşlarının bir hamlesi olarak görenler de var. ABD Başkanı Donald Trump, cezanın kesilmesinden birkaç gün önce, Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin ile gerçekleştirdiği toplantının öncesindeki bir söyleşide, AB’nin “ekonomik açıdan düşman” olduğunu ilan etmişti. Ticaret savaşlarının her geçen gün daha da kızıştığı şu günlerde AB’nin, Google’ın çatı şirketi, ABD merkezli Alphabet şirketine ceza kesmesi elbette ilk önce ABD Başkanı Trump’ı kızdırdı. Başkan Trump, sosyal medya hesabı üzerinden AB’nin ABD’yi istismar ettiğini, fakat bu durumun uzun süremeyeceğini açıkladı.

“Android daha az değil, daha fazla seçenek yarattı”

Komisyonun cezaya dair kararından kısa bir süre sonra Google saflarından ilk tepki, Google’ın şu anki CEO’su Sundar Pichai’den geldi. Günümüzde 24.000’den fazla cihazda, her fiyat aralığında, 1.300 farklı marka tarafından Android kullanıldığını söyleyen Pichai, Android’in kimseyi kısıtlamadığını, bilhassa daha fazla seçenek sunduğunu iddia etti. Tüm bu telefonlar farklı üreticiler tarafından arz edilmesine rağmen, hepsinin aynı uygulamaları çalıştırabiliyor olmasının da Android sayesinde gerçekleştiğinin altını çizdi. Bunun yanı sıra hiçbir telefon üreticisinin Google’ın kurallarına uymak zorunda olmadığını, Amazon’un da Fire tabletlerinde yaptığı gibi, Android’i istedikleri gibi kullanıp, üzerinde istedikleri gibi değişiklikler yapabileceklerini belirtti. Ayrıca üreticilerin cihazlarını, kendi uygulamalarıyla beraber rakip uygulamaları da önceden yüklü olarak kullanıcılara arz edebileceklerini söyledi.

Sıradan bir kullanıcının 50 civarında uygulama yüklediğini belirten Sundar Pichai, kullanıcıların bu önceden yüklenmiş uygulamaları silip, benzer işlev gören farklı uygulamaları indirmekte özgür olduklarının da altını çizdi. Buna örnek olarak da, Opera Mini ve Firefox gibi tarayıcıların 100 milyon, UC tarayıcısının da 500 milyondan fazla defa indirildiğini paylaştı. Sonuç olarak Pichai, AB’nin verdiği bu kararın, mevcut Android ekosistemini bozmaktan öteye gidemeyeceğini açıkladı. Böylece Google, temyize gitme kararı aldı.

Şu an için Google’ın çatı şirketi Alphabet’i etkileyecek bir sorun olmadı. Bunu borsa değerlerinin de beklenenin aksine düşmek yerine yükselmesinden de anlayabiliriz. Google’a kesilen 3,34 milyar avro ceza, Google’ın yalnızca iki haftalık gelirine denk. Dolayısıyla 2016 yılında dünyanın en değerli şirketi ilan edilen Alphabet için bu ceza pek de caydırıcı görünmüyor.

Bu, aslında AB tarafından Google’a kesilen ilk ceza değil. Komisyon, daha önce 2016 yılında da Google’a alışveriş hizmetinde kullanıcıların arama sonuçlarını kendi lehine çevirerek baskın pozisyonunu kötüye kullandığı gerekçesiyle 2,42 milyar avro değerinde ceza kesmişti.

Sırada Apple mı Var?

Android’in ardından en çok kullanılan işletim sistemi, Apple şirketinin sahip olduğu iOS. AppleAndroid’in aksine daha kapalı bir işletim sistemine sahip. Bu da demek oluyor ki, Apple kendi işletim sistemini sadece kendi ürettiği cihazlarına entegre ediyor ve böylece üçüncü taraf üreticilerin iOS işletim sistemini kullanabilmesinin hiçbir yolu bulunmuyor. Dolayısıyla, üçüncü taraf üreticilerin kısıtlanması gibi bir durum söz konusu olmuyor.

Apple aynı zamanda Google Maps ve YouTube uygulamalarını da 2012 yılında iOS 6 güncellemesi ile varsayılan uygulamalardan çıkarmıştı. Komisyon Apple’ı, bu gerekçelerden dolayı son cezadan ayrı tutuyor. Fakat her geçen gün verdiği hizmetlerden kaynaklı gelirini artıran Apple da kısa bir süre zarfında Komisyonun hedefi haline gelebilir. Apple, 2017 yılının son çeyreğinde sağladığı hizmet gelirinin 8,5 milyar dolar olduğunu, yani yıl içerisinde hizmet gelirlerinin %34 arttığını açıklamıştı. Hizmet geliri, Nisan 2016’dan bu yana şirketin iPhone ürünlerinin ardından en fazla gelir sağladığı kalem kabul ediliyor. Bu hizmetlerden özellikle Apple Müzik ve iCloud abonelikleri %75 büyüme sağladı. Ayrıca, Apple’ın App Store’unun gelirleri Google Play Store’un yaklaşık iki katı. Apple Müzik, iCloud gibi uygulamaların da akıllı cihazlara bütünleşik olarak geldiğini ve kullanıcı tarafından silinemediklerini düşünürsek, bu durumun da rekabet kurallarını ihlal edebileceği gündeme getirilebilir. Ayrıca tüketici açısından bakılacak olursa, Apple çok daha sınırlı özgürlükler sunuyor. Yani Google’ın aksine iPhone’larda kendi uygulama marketi dışında başka bir uygulama marketi kullanılması, o telefonun kırılması (jail breaking) durumu dışında mümkün değil. Bu kırma eylemi sonucunda da kullanıcının işletim sistemi güncellemelerini alması imkânsız hale geliyor. Ayrıca iPhone’lar Android’in aksine önceden yüklenmiş uygulamalar haricinde yüklenen uygulamaları varsayılan olarak kullanmaya izin vermiyor. Böylece, Apple’ın da aslında büyük bir tekel oluşturduğunu görebiliyoruz. Bu nedenle de, yakın bir zamanda Apple’a karşı da bir soruşturma başlatılma olasılığı yüksek.

Şimdi Ne Olacak?

AB’nin uygun gördüğü cezaya göre, Google ya bu eylemlerini 90 gün içerisinde sona erdirmeli ya da Alphabet’in küresel günlük ortalama cirosunun %5’ini ödemeli. Ayrıca,  AB’nin Google’a verdiği para cezası üzerine, Türkiye de harekete geçti. Rekabet Kurumu, Google’ın 28 Ağustos’ta sözlü bir savunma toplantısı yapacağını bildirdi. Samsung, Sony, Lenovo gibi önemli akıllı telefon üreticileri henüz hiçbir açıklamada bulunmadı.

Google temyize gitme kararı alarak bu cezayı kabul etmediklerini açıkladı. Temyizin Google için olumsuz sonuçlanmasının bazı sorunlar oluşturabileceği gibi, olumlu gelişmeler de beklenebilir. Özellikle Samsung gibi cihaz üreticileri, kendi uygulamalarını ön plana çıkarabilir ve 1998 yılında Microsoft’un kendi ürünü İnternet Explorer’ı yüklü olarak kullanıma sunarak rakiplerine karşı avantaj sağlamaya çalışması gerekçesiyle ABD tarafından ceza kesilmesi sonucunda diğer tarayıcıların önünün açılması gibi rekabeti destekleyen olaylara tanık olabiliriz.


sitesinden daha fazla şey keşfedin

Subscribe to get the latest posts sent to your email.

Bir yanıt yazın