haber1-4

TGDF tarafından Antalya’da düzenlenen TGDF Gıda Kongresi 2013 kapsamında TÜKÇEV Başkanı Beyhan Aslan’ın başkanlığında yapılan “Gıda ve İçecek Zincirinde Sürdürülebilirlik” oturumunda, gıda sektörünün sürdürülebilirliğe bakışı ve örnek uygulamalar ele alındı.

Oturum Başkanı Beyhan Aslan, açılıştaki konuşmasında, nüfus artışı, sanayileşme, yanlış insan davranışlarının birtakım problemlere yol açtığını, dünyanın hastalandığını söyledi. Dünyayı hasta eden insanın tedaviyi de yapması gerektiğini, çünkü dünyanın sorumluluğunun insana verildiğini belirten Aslan, şunları söyledi:

“İnsan kötüye gidişi görünce endişelenmiş, sürdürülebilirlik kavramı da buradan ortaya çıkmış. Gelecek kuşakların ihtiyaçlarını dikkate alarak bugünkü yaşamı sürdürmek, doğal kaynakların sürdürülebilirliğini sağlamak amaçlanmış. Sürdürülebilir çevre denilmiş, daha sonra hayatın her alanda sürdürülebilirlik kavramı gelecek için bir umudu da ifade eden bir kavram halini almış.

Çevreden en çok etkilenen, çevreyi en çok etkileyen sektör gıda sektörüdür. TGDF’nin bu başlıkta bir oturumu koyması, oldukça önemlidir. Her şeyin sonu var. İnsanlar olarak istiyoruz ki, kıyamete kadar bu devam etmeli. Hem bugün yaşayanlar mutlu, mesut yaşamalı, hem de gelecek kuşaklar için bunu sağlamalıyız. Dünyayı yaşanır hale getirmek önemli.

Yokluğunda önemi ortaya çıkan gıdanın yokluğu kargaşa, ölüm demek. Gıda sektöründe etik çok önemli. Merhum Sabri Ülker, yemediğini yedirme diyordu. Gıda sektörü bu etik değerler içerisinde çalışmalarına devam ediyor. Çevre gibi gıdada sınırları aşan bir konu haline geldi, bütün insanlığın sorumluluğu oldu.”

Oturumun konuşmacılarından Çevre ve Şehircilik Bakanlığı Atık Yönetimi Daire Başkanı Zeki Terzioğlu da, “Çevreyi yok sayarak bir yere varmamız mümkün değil. Gıdanın üç gıdası toprak, su ve hava. Çevre açısından bu üç unsur, alıcı ortam olarak değerlendirilir. Birim alandan en yüksek verimi alırken çevreyi de korumamız gerekiyor ki, o alanı yeniden kullanabilelim” dedi.

Yıldız Holding Gıda Grubu Başkan Yardımcısı Mete Buyurgan da konuşmasında, sürdürülebilirliğin önemine vurgu yaptı, Yıldız Holding’deki örnek uygulamalara dikkat çekti. Buyurgan, şöyle konuştu:

“Sürdürülebilirlik günümüzün en önemli kavramlarından birisi haline geldi, hayatın her alanında sürdürülebilirliği konuşuyoruz. Önümüzdeki 30 yılda, geçtiğimiz 125 yılda tükettiğimiz 1 trilyon varil petrolü tüketmiş olacağız. FAO’nun belirlemelerine göre tarım alanları azalmakta, tarım alanlarında verimsizlik yaşanmakta, yer altına sularına ulaşmakta zorluk yaşanmaktadır. Şehirleşme bu süreci hızlandırmaktadır. Sürdürülebilirlik bir tercih değil, zorunluluk haline gelmiştir.

Üreticilerin daha istikrarlı fiyatlarla, hedeflerini gerçekleştirebilmeleri daha da zorlaşmaktadır. Bugün kaynaklarını daha iyi kullanmaları ve sürdürülebilirlik politikalarını oluşturmaları daha önemli hale geldi.

Tüketiciler dünyada ucuz ve kaliteli ürünler için ısrarcı olmaya devam ediyorlar. Ürünlerin kalitesi ve bu ürünlere ekonomik fiyatlarla ulaşma isteklerine ek olarak artık ürünlere istedikleri yerde, zamanda ve istedikleri koşullarda ulaşmayı istiyorlar. Kredilendirme kuruluşları da firmaların sürdürülebilirlik bağlamında risklerini nasıl yürüttükleri konusuna çok daha fazla önem veriyorlar.”

Yıldız Holding’deki enerji verimliliği projesi ile 30 bin ailenin tüketimine eşit enerji tasarrufu sağlandığının altını çizen Buyurgan, “Holding olarak sürdürülebilirlik ve çevreye saygı, enerji tasarrufuna öncelik vermekteyiz. Bu tür yatırımları yapan firmaların teşviklerle, ödüllerle özendirilmesi çok önemli” diye konuştu.

FoodDrinkEurope Genel Direktörü Mella Frewen ise Avrupa’da sürdürülebilir üretim için yapılan çalışmaları anlattı. Avrupa’da gıda endüstrisinin misyonunun endüstrinin ürettiği gıdaların kalitesine, güvenilirliğine güven duyulmasını ve tüketicinin korunmasına destek sağlamak olduğunu belirten Frewen, “Bizim için Türkiye çok önemli bir ortak. Herkesin aynı şeyi yaptığından emin olabilmek için bir yol haritamız var. 1 trilyon Eurodan fazla ciromuz var. Avrupa’ya çok fazla değer katıyoruz. Dünyada gıda ürünlerinin en büyük ihracatçısıyız. Ticaret dengemiz pozitif. Sürdürülebilirlik işimizin merkezinde. Bu çon anlamlı çünkü gıda üretebilmek için tarımsal üretime bağlıyız” dedi.

“Amacımız hiçbir şeyin boşa gitmemesini sağlamak.” diyen Frewen, 2012’de yayınladıkları Çevresel Sürdürülebilirlik vizyonları ile 2030’a kadar yapılacakları ortaya koyduklarını söyledi. Frewen, “Tüketicilerle ve diğer paydaşlarla görüştük, en önemli şey nedir, gelecekte ne yapmalıyız? En önemli şey atık konusuydu. Biz de atık üzerinde çalışmaya başladık. Çok fazla taahhütte bulunduk. Gıda boşa gittiğinde hem gıdaya yazık oluyor hem de kaynaklar boşa gitmiş oluyor. ‘Her bir kırıntı önemli’ Beyannamesine 22-23 kurum imza attı. Amacımız gıdaların boşa gitmesini önlemek. Çöpe gitmesin de ne olursa olsun” diye konuştu.

Oturumun son konuşmacısı FAO Türkiye Temsilci Yardımcısı Dr. Ayşegül Akın da, dünyadaki açlık ve obezite sorunlarına dikkat çekerek, FAO’nun çalışmalarına değindi. Akın, “Gıda sisteminde yer alan hepimize önemli rol düşüyor. Sürdürülebilirlik içerisinde üretilen ürünün kaliteli, besin değeri açısından yeterli olması bekleniyor. Amacımız dünyadaki açlığı azaltabilmek. Çiftlik sofraya tüm süreçte gıda kayıpları olabiliyor. Her yıl 1,3 milyar dolarlık gıda atılıyor. Biz bununla bütün aç insanları doyurabiliriz. İyi beslenme, sağlıklı ve güvenilir diyete bağlıdır. Sağlıklı beslenme için de güvenilir gıdalar gerekiyor. Güvenilir gıda sistemleri ise uygun politikalarla, teşviklerle ve yönetişimle mümkün olabiliyor” dedi.


sitesinden daha fazla şey keşfedin

Subscribe to get the latest posts sent to your email.

Bir yanıt yazın